Turumuzun ilk durağı olan Saklıkent Kanyonu'nun manzarası sizi büyüleyecek. Bu olağanüstü doğa olayını kelimelerle anlatmak mümkün değil; Saklıkent, burayı daha önce ziyaret edenleri bile hayrete düşürmeyi başarıyor. Akdağ zirvelerindeki eriyen karlar ve binlerce yıl boyunca yağan yoğun yağmurlar sonucu oluşan 13 kilometrelik Saklıkent Kanyonu, aslında nispeten genç bir jeolojik oluşum. Kanyonda cesaretiniz yettiğince ilerleyebilir veya nehir kenarındaki platformlarda oturup manzarayı seyredebilirsiniz. Lütfen rahat yürüyüş ayakkabıları giyin. Yanınızda mayo ve havlu getirin. Su geçirmez ceket (düşük sezonda tavsiye edilir)
Turumuzun Saklıkent Kanyonu bölümünden sonra, kısa bir araba yolculuğunun ardından, alabalık çiftliğinin restoranında öğle yemeği yemek için Yaka Köyü'ne (Yakapark) gidiyoruz. Ağaç köklerinin ve taşların altından akan buz gibi suyun sesi ve bu yerin serin atmosferi, sizi modern hayatın tüm stres ve sıkıntılarından uzaklaştıracak. Öğle yemeği molamızdan sonra, araçlarımızla Tlos'a doğru yola koyuluyoruz.
Giriş bileti dahil değildir. Güneybatı Türkiye'nin en zengin tarihi, arkeolojik ve doğal kaynaklarına sahip antik Likya bölgesinde, her adımda olağanüstü bir şeyle karşılaşmak hiç de zor değil. Akdağ'ın (Masisitus olarak da bilinir) güney eteklerinde, günümüze kadar en iyi korunmuş antik yerleşim yerlerinden biri olan Tlos bulunur. Doğa ananın şefkatle kucakladığı Tlos kalıntılarını kelimelerle anlatmak mümkün değil. Kale tepesinde (Akropolis) Pegasus ve Kimera'nın dövüşünü duyacak, antik Romalıların Roma hamam-hastanesinde nasıl tedavi edildiğini öğrenecek, stadyumda Olimpiyat Oyunları ve gladyatör oyunlarının atmosferini hissedecek, tiyatroda Yunan drama sanatının sırlarına erişecek ve eski mezarlıkta (Nekropolis) birçok farklı mezar arasında insan kalıntılarını göreceksiniz. Sonsuzluğa ulaşma arzusunun ardındaki düşünceleri anlayacaksınız.